Ana sayfa SÖYLEŞİ / RÖPORTAJ Osman İlhan: Kitabım her okunduğunda tükeniyorum

Osman İlhan: Kitabım her okunduğunda tükeniyorum

PAYLAŞ

Osman İlhan ilk romanı Mutsuz İnsanlar Sokağı ile okurların karşısına çıktı. Dikkat çeken ilk kitabında küçük bir çocuğun başından geçenleri anlatan İlhan, pek çok insanın yüreğine dokunmayı başardı. Çarpıcı hikayesi okurda derin izler bırakırken, şimdiden onun kaleminden çıkacak yeni kitapları bekleyen bir kitle var gibi görünüyor. Biz de Osman İlhan ile bir tanışalım dedik.

Öncelikle emeğinize, kaleminize sağlık. Bize kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Kendimi tanıtma kısmında hep başarısız oldum. Sanırım bunun sebebi benim bile kendimi henüz tanıyamamış, hayat denen sıkıcı meşgalenin içerisinde kendimi belirli bir kalıba koyamamış olmam. Beni merak edenler için açıklamam şu olabilir; ben Mutsuz İnsanlar Sokağının ve bundan sonra yayınlanacak olan kitaplarımın içerisindeki tüm karakterlerim.

İlk kitabınızla insanları derin bir hüzne boğdunuz. Bir yandan da insanların farklı hayatları görmesine vesile oldunuz. Bu kadarı okurken bize fazla gelirken, kurguyu oluşturmak sizi nasıl etkiledi?

Kurguyu oluşturmakta hiç zorlanmadım. Çünkü yıllardır gün yüzüne çıkmayı bekleyen gerçek bir hikayeydi Mutsuz İnsanlar Sokağı. Bana her aşamasında hikayenin kahramanları yardımcı oldu. Aslında bu romanı ben değil, yaşanmışlıklar yazdı. Ben sadece kelimeleri sayfaya dökmek için aracı olan bir sefilim.

İnsanların kitabınıza verdiği tepkiler nasıl oldu?

Tepkiler çok ağır ve aynı orantıda duygu yüklü. Onlara hak veriyorum. Çünkü daha önce böyle bir hayat hikayesi, bu tarz acılar deneyimlemediler. Zaten kitabın başında da okuyucuyu uyarıyorum, “Ben yazdım ama sen okuyabilecek misin?”

Kitabınıza sosyal medyadan çeşitli tepkiler geliyor ve kimi zaman siz de bunları paylaşıyorsunuz. Benim en çok dikkatimi çeken “Orospu Burcu!” yazan okurunuzun tepkisiydi. Bir de kitabınızı okuduktan sonra sinirinden parçalayan bir okurunuz vardı. Daha ilginç tepkiler aldınız mı?

O hanımefendi aldığım ilginç tepkilerden birini sergilemişti. Kitabı okumuş sonra sinirlenmiş ve bir kez daha okumuş. Tekrar okumaya yeltendiğinde artık dayanamamış ve kitabı paramparça etmiş. Okurlarımın ortak özelliği karakterleri bir abi, eş, anne, baba gibi sahiplenip acılarını yürekten hissetmeleri. Bir diğer ilginç okur tepkisi de Emniyet görevlisi bir okuyucumun Burcu karakterinin evini bulup ona şiddet uygulama arzusuydu. Adresini buldu, neyse ki sakinleştirebildim..

İlk kitabın heyecanı bir başka oluyordur diye düşünüyorum. Siz kendi kaleminizden çıkan bu kitabı raflarda ya da insanların elinde gördüğünüzde neler hissettiniz?

Her yazar kitabı okuyucularla buluştuğunda hayat bulur, yaşama tutunur. Ben kitabım her okunduğunda tükeniyorum, tükeniyorum ve yine tükeniyorum..

Hikayeniz çok dikkat çekici. Dünyaca pek çok kötü olay yaşanıyor ancak Mutsuz İnsanlar Sokağı’nı okurken pek çok insan gerçek olmamasını ümit etmiştir. Peki bu hikayedeki gerçeklik payı nedir?

Mutsuz İnsanlar Sokağı maalesef gerçek bir hayat hikayesidir.

Mutsuz İnsanlar Sokağı bize, “Siz rahat uyuyorsunuz ancak böyle hayatlar da var” diyor. Peki siz yazarken bir üstünüzde bir sorumluluk hissediyor musunuz?

Mihriban’ın hikayesini okuyucuya ulaştırma serüveninde en başından en sonuna kadar bir çok ilahi olay diye nitelendirdiğim tesadüfler yaşadım. Bu çok uzun bir konu. Kısacası sorumluluğum dün büyüktü, bugün ise daha büyük.

Pek çok insanı etkilemeyi başardığınızı düşünüyorum. Devamı gelecektir sanırım. Henüz kitabınız çok yeni ancak yeni bir kitabın çalışmaları var mı ya da yakın zamanda olacak mı?

Mutsuz İnsanlar Sokağının 2. ve 3. devam kitapları var. Fakat bu kitap karakterlerin gerçek hayatıyla iç içe geçmiş durumda. Her sabah doğan güneş yeni kitaba yeni acılar getiriyor. Bunun için biraz daha beklemede ve araştırmadayım. Haziran ayında bu kitaptan bağımsız yeni bir kitap çıkarmayı planlıyorum.

Türkiye’de son yıllarda çocuk istismarında bir artış görülüyor. Sizce bu ülkede kadınları, çocukları neden koruyamıyoruz?

Ben bu konuda alışılagelmiş düşüncelerin aksine bir tez savunuyorum. Maalesef çocuk istismarı ve kadına şiddet hep vardı. Oran ise nüfus artışına eş değer artıyor. Sadece sosyal medya sayesinde artık daha çok bizlere ulaşıyor. Bu da bize çok fazla arttı duygusu yaratıyor. Kötü tarafı kanunlarımız dün de bu konuda caydırıcı değildi maalesef bugün de değil. Bu tarz suçlar en aza indirgemek için kanunlarımız düzenlenmeli, cezalarımız caydırıcılık seviyesine çıkartılmalı.

Sosyal medyada paylaştıklarınızda da bir mutsuzluk hali var. Neden böyle?

Çünkü mutsuzum. Mutsuz görünmek toplumumuz tarafından acizlik veya zayıflık görülüyor. Hayır! Ağlaman gerekiyorsa ağla, gülmen gerekiyorsa gül..

Son olarak Mutsuz İnsanlar Sokağı ve Dada Kitap okurlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Sizler benim için nesli tükenmekte olan son yüreği güzel insanlardansınız. Sizlerin sayesinde Mihriban huzurlu uyuyor. Ve biliniz ki hikaye yeni başlıyor.Eyvallah..

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.